Kapat

İnşaat Sektörü Neden Durdu?

<h1>İnşaat Sektörü Neden Durdu?</h1>

Son bir senedir, Türkiye’nin lokomotif sektörü olarak nitelendirilen inşaat sektöründeki duraksama her kesimin dikkatini çekmekte.Konut stoklarındaki fazlalığın eritilememesi, şişirilmiş fiyatlar ve banka kredilerindeki faiz oranlarının yüksekliği de satışların yavaşlamasındaki en önemli etkenler arasında. Bu sorunun çözümü için yabancı yatırımcılar ile ilgili yeni düzenlemeler getirilmiş olsa da henüz net bir olumlu gelişme sağlanabilmiş sayılamaz.

Konut Satışları İçin Alınan Önlemler

Yatırım maliyetlerinin yüksekliği, ara eleman açığı,sigorta, ağır vergi yükü, metrekare maliyet fiyatlarındaki artış ta üretilen gayrimenkulün tüketiciye daha pahalı fiyatlarla ulaşması ve aynı zamanda konut kredi faizlerinin ağırlaşması sorunlarını öne çıkarıyor. Burada yabancı yatırımcılar ve Arap yatırımcıların önemi daha da artıyor. Konu ile ilgili olarak devlet; Arap ve yabancı yatırımcıyı çekmek için alım satım giderleri vergiden muaf bir pazarlama stratejisi geliştirmiş durumda. 250.000 $ ve üzeri tutarda gayrimenkul alımı karşılığında vatandaşlık hakkı kazanmayı sağlayan yasal düzenleme yürürlükte. Arap yatırımcılar da bu fırsatı değerlendirerek yoğun şekilde toplu alım yapmakta.

Muafiyete geri dönecek olursak; sağlanan olanaklar Arap ve yabancı yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor. Gayrimenkul satışında toplu harçlar, döner sermaye ve emlak vergisi yabancı uyruklu tüketicilerden alınmıyor. Bahsi geçen uygulamalar güzel ancak yeterli değil. Bu tür uygulamaların yabancı ve Arap yatırımcıya uygulandığı şekli ile yerli tüketiciye de uygulanarak sınırlı sürelerde muafiyet getirilmesi, konut stoklarının eritilmesinde büyük yarar sağlayacaktır.

Kredi Faizlerindeki Son Durum

Konut kredi faizleri konusunda ise; faizlerin %1 veya altına düşürülmesi, yalnız sınırlı projelerde kalmamalı, küçük ve orta ölçekli inşaat firmalarından konut sarın alacak olan tüketiciye de yansıması gerekmektedir.Aksi taktirde sadece büyük holding ve şirketleri rahatlatacaktır. Tabana yayılmadığı sürece sektörün tamamen rahatlamadığından bahsetmek doğru olmaz. ‘İmkansız hiçbir şey yoktur, sadece zaman alır.’ sözünden yola çıkarak çeşitli girişimlerde bulunmak mümkündür. Bugün köprü, otoyollar, hava limanı gibi büyük projelerin yapımı yabancı yatırımcılar için yap-işlet-devret modeliyle devredilmekte. Ancak bu tür projeler taahhüt karşılığında yapıldığı için devletin zarara uğraması mümkün. Bu tür durumlarda yabancılar; bankalar aracılığı ile yeni bir mortgage sistemi sayesinde kaynakları kullanabilirler. Yine devlet garantili yıllık %12’yi geçmeyecek şekilde yerli tüketiciye kredi kullandırmak yoluyla sektördeki tıkanıklık aşılabilir.Bu tür uygulamaların hayata geçirilmesi durumunda devlet üç çeşit vergi alabilir. Alım-satım vergisi, emlak vergisi ve KDV. Sonuçta ise müteahhit firmalardan gelir vergisi, KDV gibi vergileri rahatlıkla toplanabilir. Ayrıca belediyelerin müteahhit firmalardan almış olduğu proje harcı, ruhsat harcı, makine elektrik harçları hazineye büyük gelir sağlar. Bu gelir ile alt yapının yanı sıra, verilen kredilerin geri ödemelerindeki aksaklıklardan doğan zararlar, taahhüt karşılığı bu gelirden karşılanabilir.

Tüm bu saydıklarımızın yapılması ciddi bir ar-ge çalışması,yasal alt yapı ve biraz süreç gerektirecektir ancak yapılabilir. Sonuç olarak hem yerli yatırımcılar memnun edilebilir hem de yabancı yatırımcılar için ülkemiz daha cazip hale gelir ve döviz girişi sağlanabilir.  

Google LogoÇeviri tarafından desteklenmektedir
Google LogoÇeviri tarafından desteklenmektedir